Ortadoğu’da hiçbir dosya kapanmaz. Sadece beklemeye alınır. Gün gelir, başka bir isimle, başka bir gerekçeyle yeniden masaya sürülür. Trump’ın yeniden gündeme taşıdığı silah meselesi de böyledir. Çünkü mesele birkaç kasa silahtan ibaret değildir. Mesele, bölgenin fay hatlarını yeniden harekete geçirme arzusudur.
Büyük güçler bazen savaş kazanmak için değil, düzen bozmak için hamle yapar. İran sahasında yaşanan tam olarak budur. Sınır hattındaki kırılgan yapılar üzerinden yeni bir basınç alanı kurulmak istendi. Dağların arasına gizlenen hesaplar şehirlerin kaderini değiştirsin arzulandı.
Ama Ortadoğu artık eski Ortadoğu değildir. Bölgedeki aktörler de geçmişteki kadar kolay yön değiştiren yapılar değildir. Herkes bir yangının kendisine de sıçrayacağını biliyor. Bu yüzden bazı hesaplar sahada karşılık bulmadı.
Türkiye’nin durduğu yer burada belirleyicidir. Ankara artık sınır ötesindeki gelişmeleri uzaktan izleyen bir ülke değildir. Güvenlik tehdidini kaynağında takip eden yeni bir strateji vardır. Bu nedenle bölgedeki her hamle önce Ankara’nın radarına takılıyor.
Şimdi yeniden aynı dosya açılıyor. Aynı başlıklar dolaşıma sokuluyor. Çünkü masadaki plan tamamen rafa kaldırılmış görünmüyor. Bölgede yeni bir yoklama yapılıyor. Kim hareket eder, kim geri durur, kim sessiz kalır sorularının cevabı aranıyor.
Ortadoğu’nun en büyük gerçeği şudur: Dışarıdan kurulan denklem içeride mutlaka başka bir sonuç üretir. Ve bazen en büyük hesaplar en küçük sınır kasabalarında bozulur.