Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, dünya kamuoyunda İslam ile terör arasında kurulan bağa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aydemir, uluslararası suç istatistikleri üzerinden yürüyen tartışmalarda din merkezli seçici yaklaşım sergilendiğini ifade etti.
Aydemir, çeşitli ülkelerdeki suç oranlarının inanç kimliği üzerinden sunulduğunda ortaya farklı bir tablo çıktığını söyledi. Fuhuş, uyuşturucu, alkol bağımlılığı, organize suç ve cinayet oranlarında öne çıkan ülkelerin büyük bölümünün Batı eksenli toplumlar olduğuna dikkat çekti.
Aydemir, dünya savaşlarından sömürge düzenine kadar uzanan tarihsel süreçte milyonlarca insanın hayatını kaybettiğini da hatırlattı. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı’nın Müslüman toplumlar tarafından başlatılmadığını ifade eden Aydemir, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının da insanlık vicdanında derin yaralar bıraktığını değerlendirdi.
TARİHİ HAFIZA VURGUSU
Aydemir, Amerika kıtasındaki yerli halkların yok edilmesi, Afrika’dan milyonlarca insanın köle ticaretine sürüklenmesi ve sömürge düzeninin yol açtığı büyük insan kayıplarının küresel hafızada yeterince konuşulmadığını dile getirdi.
Batılı güvenlik literatüründe Müslüman kimliğin çoğu zaman doğrudan şiddet başlığı altında işlendiğini belirten Aydemir, benzer suçların başka toplumlarda yaşanması halinde “bireysel suç” şeklinde tanımlandığını söyledi.
Aydemir, medya dilinin küresel algı üretiminde belirleyici hale geldiğini ifade etti. Müslüman toplumlara yönelik ithamların sistematik hale getirildiğini savunan Aydemir, çifte ölçüye dayalı yaklaşımın toplumsal fay hatlarını derinleştirdiğini vurguladı.
KÜRESEL GÜVENLİK DİLİ ELEŞTİRİSİ
Aydemir, terör kavramının çoğu zaman siyasi zeminde kullanıldığını değerlendirdi. Bazı ülkelerde organize suç ağlarının ve silahlı yapıların dini kimlik üzerinden tartışılmadığını söyleyen Aydemir, İslam dünyasının ise doğrudan güvenlik eksenine taşındığını ifade etti.
Uluslararası medya kuruluşlarının olayları aktarırken seçici dil kullandığını belirten Aydemir, saldırının faili Müslüman olduğunda olayın küresel terör başlığına taşındığını, farklı kimliklerde ise bireysel sapma vurgusunun öne çıktığını şeklinde konuştu.
İSLAM KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKTI
Aydemir, İslam medeniyetinin insanlık tarihi boyunca adalet, merhamet ve hukuk anlayışıyla öne çıktığını söyledi. Müslüman kimliği hedef alan yaklaşımların toplumsal barışı zedelediğini belirten Aydemir, İslam’ın doğrudan şiddetle yan yana getirilmesine karşı tavizsiz duruş sergilenmesi gerektiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası platformlarda İslamofobiye karşı yürüttüğü mücadeleyi da hatırlatan Aydemir, Türkiye’nin bu alandaki diplomatik çıkışlarının küresel vicdanda karşılık bulduğunu ifade etti.
MEDYA VE ALGI OPERASYONU İDDİASI
Aydemir, küresel iletişim ağlarının İslam dünyasını hedef alan tek taraflı içerikleri yaygınlaştırdığını ileri sürdü. Batı toplumlarında yaşanan şiddet olaylarının çoğu zaman dini bağlamdan koparıldığını belirten Aydemir, Müslüman toplumların ise kolektif suçlama ile karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
İslam kimliği üzerinden yürütülen tartışmaların medeniyet eksenli gerilim ürettiğini ifade eden Aydemir, toplumların birbirini doğru tanıması için adil dilin zorunlu hale geldiğini değerlendirdi.