Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Türk dünyasının öncü fikir ve eğitim adamlarından İsmail Bey Gaspıralı’yı 24 Eylül 1914’teki vefatının 112’nci yılında değerlendirdi.
Gaspıralı’nın 21 Mart 1851’de Kırım’ın Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de doğduğunu, eğitimcilikten gazeteciliğe ve yerel yöneticiliğe uzanan çok yönlü bir hayat sürdüğünü hatırlatan Aydemir, onun tarihî öneminin fikirlerini kurumlara ve uygulamalara dönüştürme iradesinde aranması gerektiğini ifade etti.
Aydemir, “Gaspıralı’yı anmak, büyük bir ismi geçmişte bırakmadan onun açtığı alanların bugün hangi araçlarla geliştirilebileceğini konuşmayı gerektiriyor. Eğitimden basına, ortak iletişim dilinden kadınların ve çocukların eğitimine kadar uzanan çalışmalarının merkezinde insanı hazırlamak vardır. Bugün Türk dünyasının önündeki mesele de yetişmiş insan gücünü ortak bir gelecek tasavvuruyla buluşturmaktır” dedi.
BİR GAZETEYİ COĞRAFYALAR ARASI İLETİŞİM AĞINA DÖNÜŞTÜRDÜ
Gaspıralı’nın 1883’te Bahçesaray’da yayımlamaya başladığı Tercüman, zaman içinde Kırım’ın sınırlarını aşan önemli bir fikir ve haberleşme mecrasına dönüştü. Gazete önce haftalık yayımlandı, 1903’ten itibaren haftada iki güne çıktı, 1912 sonrasında ise günlük yayına geçti.
Aydemir, bu tecrübenin gazetecilik bakımından ayrıca incelenmesi gerektiğini kaydetti:
“Bugünün iletişim imkânlarıyla baktığımızda bir gazetenin Kırım’dan İstanbul’a, Kafkasya’dan Türkistan’a kadar farklı topluluklar arasında düşünce dolaşımını sağlamasının büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor. Gaspıralı matbaayı, gazeteyi ve eğitimi birbirinden kopuk işler olarak görmedi. Bilginin üretildiği, öğretildiği ve topluma ulaştırıldığı bir yapı kurmaya çalıştı. Gazeteciler açısından onun bıraktığı en önemli derslerden biri budur.”
Gaspıralı’nın adıyla özdeşleşen “Dilde, fikirde, işte birlik” ifadesinin Tercüman’da özellikle 1912 sonrasında bu biçimiyle kullanıldığı biliniyor. Aydemir, söz konusu yaklaşımın bugünün şartlarında kültür, eğitim, akademik hareketlilik, yayıncılık ve dijital iletişim alanlarında somut karşılıklar üretmesi gerektiğine dikkat çekti.
EĞİTİMDE FİKRİNİ SINIFTA SINADI
Gaspıralı’nın faaliyetlerinin en dikkat çekici taraflarından biri eğitim alanındaki uygulamalarıydı. 1884’te Bahçesaray’da açtığı okulda geliştirdiği ses esaslı öğretim yöntemiyle kısa sürede okuma yazma öğretmeyi hedefledi. Bu tecrübe daha sonra usûl-i cedîd adı verilen eğitim hareketinin önemli başlangıçlarından biri haline geldi.
Yeni sistemde ana dilde okuma ve yazmanın yanında aritmetik, coğrafya, tarih ve tabiat bilgisi gibi derslere yer verilmesi; sınıflarda sıra, karatahta ve kitaplık gibi eğitim araçlarının kullanılması öngörülüyordu. Gaspıralı öğretmen yetiştirilmesine de ağırlık verdi. Bahçesaray’a gelen öğretmen adaylarını eğiterek kendi bölgelerinde yeni eğitimciler yetiştirmelerini istedi.
Bu hareketin ulaştığı ölçek de dikkat çekiciydi. 1895’te Rusya İmparatorluğu’ndaki usûl-i cedîd okullarının sayısı 100’ü aşmışken, 1914’e gelindiğinde yaklaşık 5 bine ulaşmıştı.
Aydemir, bu tablonun günümüz açısından önemli bir yönüne işaret etti:
“Gaspıralı’nın yöntemi bize şunu gösteriyor: Büyük fikir, sahaya inmediği sürece eksik kalıyor. Bir okul açıyor, öğretim yöntemini uyguluyor, ders kitabı hazırlıyor, öğretmen yetiştiriyor ve modelin başka şehirlerde çoğalmasını sağlamaya çalışıyor. Türk dünyasında bugün de eğitim iş birliğini öğrenci ve akademisyen değişiminden ortak dijital eğitim kaynaklarına kadar daha geniş bir uygulama sahasına taşımamız gerekiyor.”
KADINLARIN VE ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNE ÖZEL ÖNEM
Gaspıralı’nın eğitim anlayışının önemli başlıklarından biri kız çocuklarının öğrenim hayatına katılmasıydı. İlk usûl-i cedîd kız mektebini 1893’te Bahçesaray’da ablası Pembe Hanım Bolatukova’ya açtırdı.
Yayıncılıkta da benzer bir yönelim ortaya çıktı. 1906’da kızı Şefika Gaspıralı’nın yönetiminde Âlem-i Nisvân kadınlara yönelik bir yayın olarak okurla buluştu. Çocuklar için hazırlanan Âlem-i Sıbyân da aynı dönemin dikkat çekici yayın girişimleri arasındaydı.
Aydemir, Gaspıralı’nın kadınları, çocukları ve öğretmenleri toplumsal gelişmenin doğrudan aktörleri olarak ele almasının çağının şartları düşünüldüğünde ayrıca önem taşıdığını ifade etti.
FİKİRDEN TEŞKİLATLANMAYA
Gaspıralı’nın faaliyet alanı eğitim ve yayıncılıkla sınırlı kalmadı. 1905’te Nijni Novgorod’da gerçekleştirilen Birinci Bütün Rusya Müslümanları Kurultayı’na başkanlık etti. Sonraki kongrelerde de etkin rol oynadı. 1906’daki üçüncü kongreye yaklaşık 800 delege katıldı ve İttifak-ı Müslimîn’in kurulması kararlaştırıldı.
Gaspıralı, Rusya sınırlarının dışına da yöneldi. İslam dünyasının temsilcilerini bir araya getirecek uluslararası bir kongre için Kahire merkezli girişimlerde bulundu. 1912’de Hindistan’a giderek Bombay’da eğitim metodunu uygulamaya çalıştı. Osmanlı aydın çevreleriyle de yoğun ilişkiler kurdu; 1908’de kurulan Türk Derneği’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.
Aydemir, Gaspıralı’nın bu geniş temas alanının günümüz Türk dünyası açısından farklı bir mesaj taşıdığını belirterek, “Bugün bağımsız Türk devletleri, güçlü kurumlar ve teknolojinin sağladığı olağanüstü iletişim imkânları var. Dolayısıyla kültürel yakınlığı kalıcı ortaklıklara dönüştürme imkânımız Gaspıralı’nın döneminden mukayese edilemeyecek ölçüde geniştir” değerlendirmesinde bulundu.
“ORTAK İLETİŞİM ALANI BÜYÜTÜLMELİ”
Aydemir, özellikle medya ve yayıncılıkta Türk devletleri arasında daha yoğun bir dolaşım kurulmasını istedi.
Gazetecilerin karşılıklı çalışma programları, ortak yayın projeleri, üniversiteler arasında gazetecilik programları, genç iletişimcilerin değişimi, tarihî süreli yayınların dijital ortama aktarılması ve Türk lehçeleri arasında teknolojik çeviri imkânlarının geliştirilmesinin somut çalışma alanları olabileceğini belirtti.
Aydemir, “Gaspıralı bir asırdan uzun süre önce elindeki matbaa ve gazete imkânıyla coğrafi mesafeleri aşmaya çalışıyordu. Biz bugün dijital teknolojinin bütün imkânlarına sahibiz. Türk dünyasının birbirini doğrudan okuyabildiği, dinleyebildiği ve anlayabildiği iletişim kanallarını çoğaltmak, onun bıraktığı tarihî tecrübeyi bugünün şartlarında ileri taşımaktır” diye konuştu.
Gaspıralı, 24 Eylül 1914’te Bahçesaray’da hayatını kaybetti. Cenazesine 6 bini aşkın kişinin katıldığı kaydedildi. Aydemir, vefatının 112’nci yılında Gaspıralı’yı rahmet ve saygıyla andığını belirterek, “Onu yaşatmanın en güçlü yolu, hatırasının yanına yeni eserler koymaktır. Eğitimde, kültürde, bilimde ve medyada Türk dünyasının her yeni ortak işi bu tarihî birikime verilmiş anlamlı bir cevaptır” dedi.