Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor Yerel Haberler








Dışişleri Afganistan'daki terör saldırısını kınadı
Dışişleri Afganistan'daki terör saldırısını kınadı
Erdoğan Orgeneral Hulusi Akar Camii'ni açtı
Erdoğan Orgeneral Hulusi Akar Camii'ni açtı
Suudi Arabistan Konsolosluğunda hareketlilik
Suudi Arabistan Konsolosluğunda hareketlilik
Cumhurbaşkanı Erdoğan nikah şahidi oldu..
Cumhurbaşkanı Erdoğan nikah şahidi oldu..
Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul'un kurtuluş yıl dönümünü kutladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul'un kurtuluş yıl dönümünü kutladı

Vedat Bilgin

Salih Bey
9 Mayıs 2018 Çarşamba

Salih Mirzabeyoğlu hayatını kaybetti. Karanlık bir devrin, aşağılık bir zihniyetin gençliğini elinden aldığı bir delikanlı, bir düşünce adamı, bir muhalif aydın. Salih Mirzabeyoğlu adını ilk duyduğumda üniversite öğrencisiydim; o zamanların Hacı Bayram’ında arkadaşlarla sık uğradığımız Kardeşler Kitabevi’nden aldığım ‘Rapor’ kitap/dergisi onun emeğiyle yayımlanmaktaydı. ‘Rapor’lar arka arkaya çıktı, dönemine göre kapak kompozisyonundan, sayfa düzenine kadar her haliyle görsel bir özenle hazırlandığı belli olan kitap ebadındaki dergide ağırlıklı olarak Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in düşünce dünyası etrafında fikri meseleler ele alınmaktaydı.

“Milliyetçi gelenek içerisinde yer alanlar için Necip Fazıl Bey’in değeri tartışılmaz bir konumdadır. ‘Çile’, başta olmak üzere bütün şiirlerini okur, onun çağdaş Türk edebiyatının en güçlü şairi olduğuna inanılırdı; onun manifestosu olan ‘İdeolocya Örgüsü’ kendi içinde fikri tutarlılığı, sistematik karakteri bakımından, felsefe okumuş bir mütefekkirin eseridir.”

Militarizmin vahşeti

Dönemin milliyetçi gençlerinin üstada karşı Salih Bey gibi sevgide ve saygıda tereddüt etmeyip ortaklaştığını, fakat fikri meselelerde bazı farklılıkları (tam ifade edemeseler de) taşıdıklarını söyleyebilirim. Bu bakımdan kendisiyle hiç karşılaşmadığım Salih Bey’in Büyük Doğucu fikri ve siyasi çizgisine önem verdim, hep takip etmeye çalıştım.

“Sonra 12 Eylül geldi ne dergi kalmıştı ortada ne doğru dürüst fikri yayın sayılabilecek herhangi bir eser. 12 Eylül Cuntası, toplumun üzerinden bir silindir gibi geçmişti; özellikle gençler bütünüyle bu baskı rejiminin şiddetini onlar, o günlerin genç nesilleri çekmişti. Onların ‘sağcı’ ya da ‘solcu’ olmalarının bir önemi yoktu, neci olurlarsa olsunlar suçluydular. Kimisi işkencelerden geçti, kimisi sokaklarda kovalandı, yakalandığında içeri atıldı, vuruldu, sakat bırakıldı veya öldürüldü. Birisi bir karakolda işkence altındayken başka bir şehirde işlenen bir cinayetten idama mahkûm edilip asılırken, bir başkasının yaşı büyütülerek asıldığı ortaya çıktı.”

Salih Bey 12 Eylülcülerin dikkatinden kaçmamıştı. İlkin onların ilgi alanına girdi fakat esas saldırı daha sonra 28 Şubatçılardan gelecektir. Türkiye’nin karanlık döneminin ‘karanlık suratlı adamları’ onu terörist ilan edecekler, kendilerine göre suçlu ilan edip mahkûm etmeye çalışacaklardır. Onların niyeti idamdır fakat yetiştirememişlerdir idam cezası kaldırılınca iş müebbette dönmüştür. Salih Bey bir neslin mazlumlarının sembolik bir şahsiyetidir.

Karanlığa karşı yürümek

“İslam meselesine, Müslümanların yaşadığı çağın sorunlarına farklı cevaplar vermeye çalışan bir aydındır. Esas sorun da burada ortaya çıkmaktadır: Türkiye’nin ‘militarist düzeni’ İslam deyince zaten peşinen suçlayıcı, mahkûm edici bir karar mekanizmasına sahiptir. Bu ifadeleri kullananlar ya ‘irticacı’, ya da ‘dincidir’; onların gözünde ikisi de suçtur ve teröristtir.”

28 Şubat faşizmi adeta Özal’dan intikam almak istercesine onun başlattığı bütün demokratikleşme, sivilleşme rüzgârına karşı tavır almıştır. İnanç özgürlüğü, fikir özgürlüğü başta olmak üzere bütün hak ve özgürlüklere sivil, bireysel taleplere karşı adeta savaş açmıştır. Militarizmin vahşeti, öğrencileri okullarından, öğretmenleri işlerinden çalışanları önce Batı Çalışma Grubu’nun Gestaposu gibi çalışan BTK’nın fişlemelerine, sonra sürgün ve işten atılmasına sebep olmuştur.

“Bir karanlık devrin hesabını görmek, 28 Şubat’ın faşistlerinden hesap sormak onları yargılayıp mahkûm etmek bugün Türkiye’nin demokratikleşmede katettiği mesafenin sayesinde mümkün olmuştur. Unutmayalım ki bu mesafenin katedilebilmesinin arkasında Salih Mirzabeyoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu gibi adı bilinen ve adı bilinmeyen nice yiğitlerin emeği vardır. Mekânları cennet olsun.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANKARA GAZETESİ
ANKARA
YAZARLAR
Oylum DEMİRAY
Oylum DEMİRAY
Bu teklifleri çok tuttum
Markar Esayan
Markar Esayan
Suud örneği neyi anlatıyor?
Mehmet Metiner
Mehmet Metiner
‘Biz’ Sünniler… ‘Onlar’ Aleviler, öyle mi?
Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
Yeni bir büyüme modeli
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Büyük Nablus bozgunu
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Bir hain derdest edilmiş
TWITTER'DA ANKARA GAZETESİ
FACEBOOK'TA ANKARA GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Yeni dönemde Terörle Mücadeleyi nasıl buluyorsunuz?

Kötü
Çok iyi

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri