Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor Yerel Haberler








Beştepe’de bulutlar karardı
Beştepe’de bulutlar karardı
‘Sihirli Flüt’ için festival vakti
‘Sihirli Flüt’ için festival vakti
Gece ulaşımını ilk gün 16 bin 548 Ankaralı kullandı
Gece ulaşımını ilk gün 16 bin 548 Ankaralı kullandı
Yeni adliye için 6 seçenek
Yeni adliye için 6 seçenek
Emsal artışı öldü Allah rahmet eylesin
Emsal artışı öldü Allah rahmet eylesin

Vedat Bilgin

Ortadoğu denklemi değişiyor!
11 Kasım 2017 Cumartesi

Suudi Arabistan’da meydana gelen olayları değişimin sebebi değil sonucu olarak görmek gerekir. Batı sistemine bağımlı Ortadoğu yapılarının eski ilişkilerle mevcut konumlarını devam ettirmelerinin imkânsız hale geldiği bir süreçten geçilmektedir. Dünya sisteminin değişimi bu bölgenin eski statükosunu sürdürmesinin şartlarını hızla ortadan kaldırış bulunmaktadır.

Batı sisteminin hegemonik üstünlüğünün üzerine kurulu olduğu denklemde bağımlı ve yarı bağımlı ülkelerle kurulan ilişkinin mekanizması olarak tanımlanmış siyasal yapıları anti-demokratik otoriter rejimler ve daha doğru ifadesiyle demokratikleşmeye çalışan fakat bunu tam olarak başarması mümkün olmayan şeklen demokratik olmakla sınırlı kalan rejimler olarak kategorize etmek mümkündür. Anti-demokratik otoriter Ortadoğu rejimlerinin (ki bunların tamamı petrol başta olmak üzere zengin tabiat kaynaklarına sahip ülkelerdir) sömürgecilik döneminden bu tarafa Batı’nın vesayeti altında bulunduğu açıktır. Yarı bağımlı ülkelerde ise konjonktüre göre askeri veya ekonomik ilişkiler üzerinden kurulmuş bir siyasal vesayet söz konusudur.

Ortadoğu kimdir?

Küresel sürecin değişim dinamikleri (teknolojik gelişme, sermayenin yapısal değişimi ve hareket biçimlerinin farklılaşması, bilginin dolaşım süreçlerinde ortaya çıkan yeni yönelimler vb.) yaklaşık iki yüz yıl sonra Doğu-Batı ilişkilerinin yapısını yeniden şekillendirmeye yönelince Batı hegemonik konumunu kaybetmeye başlamıştır.

Sanayi çağının enerji kaynaklarını ve parasal gücünün önemli bir değerini üreten Ortadoğu’nun eski yapısını sürdürmek, eski iktidar yapılarını korumaya kalkmak sistem açısından zaten imkânsız hale gelmiş demektir. “Çünkü Doğu’nun yükselişi kaçınılmaz olarak Ortadoğu üzerindeki hegemonik ilişkilerin çözülmesini zorlayacak yeni bir duruma açılımını sağlayacak hareketlere sebep olacaktır. Bu değişimin ilk belirtisi daha önce bölgede yaşanan halksız rejimlere karşı ortaya çıkan siyasete halkın katılım talepleridir ki bunlara izin verilmediği bilinmektedir.”

Aslında Batı sistemi, eski bağımlılık ilişkilerini eski siyasi yapıları daha sıkı denetim altına alarak sürdürme amacına dayanan bir strateji yerine, halkın taleplerine açılacak Ortadoğu rejimlerinin demokratikleşmesine dönük bir tavır alarak ‘bağımlılıktan’ karşılıklı ‘yatay ilişkiye geçmeyi’ esas alan bir yaklaşımı kabul etseydi, Ortadoğu ile ilişkilerini yeniden düzenleyerek bölgede daha kalıcı yeni bir ilişki biçimi geliştirme şansını en azından bir ihtimal olarak koruyabilirdi.

ABD’nin çıkmazı

Ortadoğu’nun demokratikleşme eğilimlerini ‘Müslüman kardeşler veya başka muhafazakâr gruplar iktidara gelir’ korkusuyla reddeden, buna karşı askeri darbeler dâhil her türlü anti-demokratik girişimi destekleyen Batı sistemi için geriye kalan seçenek, eski yapıları muhafaza etmek fakat onları daha sıkı denetim altına alacak düzenlemeler yapmaktır. Bunun mevcut otoriter rejimleri daha sıkı, daha sert bir çeşit cunta rejimlerine, diktatörlüklere dönüştürmesi mevzu bahistir.

“Türkiye-İran-Rusya arasındaki işbirliği Doğu-Batı arasındaki hegemonya mücadelesine Ortadoğu’da verilen bir cevap niteliğindedir. Artık bu coğrafyada yaşanacak olan gelişmeleri tersine çevirmek Suudi Arabistan, Mısır, İsrail üzerine kurulan eski denklemle mümkün değildir.”

ABD’nin Ortadoğu’daki hamlelerini hep eski denklem ve eski hegemonyanın unsurları üzerinden yapmaya kalkması, bunda ısrarcı olmasının; küresel dinamiklerin birçoğunu üreten bir dünyanın bu gelişmeleri anlamamasıyla ilgili olma ihtimali elbette yoktur fakat ABD’nin çıkmazı, iktidar elitlerinin eski toplumsal güçler dengesinin taleplerine göre davranarak akıntıya karşı kürek çekmesidir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANKARA
YAZARLAR
Markar Esayan
Markar Esayan
Büyük Türkiye’nin kuluçka dönemi...
Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
NATO’nun hedefinde ne var?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Ekim Devrimi’nin 100. yılında Türkiye solu
Mehmet Metiner
Mehmet Metiner
Ahlaksız ittifak: ABD-DEAŞ-PKK-FETÖ-CHP
Muhammet İkbal Öztürk
Muhammet İkbal Öztürk
Markalar duygularımızla oynuyor!
Mustafa Solmaz
Mustafa Solmaz
Köprüsüz Markalar
TWITTER'DA ANKARA GAZETESİ
FACEBOOK'TA ANKARA GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Yeni dönemde Terörle Mücadeleyi nasıl buluyorsunuz?

Kötü
Çok iyi

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri