Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor Yerel Haberler
12 Dev Adam Slovenya'yı deplasmanda devirdi!
12 Dev Adam Slovenya'yı deplasmanda devirdi!
Şanlıurfa'da trafik kazası: 7 yaralı!
Şanlıurfa'da trafik kazası: 7 yaralı!
Fernando Muslera: 'Evimiz olan Şampiyonlar Ligi'ne döndüğümüz için mutluyuz'
Fernando Muslera: 'Evimiz olan Şampiyonlar Ligi'ne döndüğümüz için mutluyuz'
Düzce'de kamyonet ile otomobil çarpıştı: 5 yaralı
Düzce'de kamyonet ile otomobil çarpıştı: 5 yaralı
‘Hüseyin Avni Ulaş Erzurum’un medarı iftiharı'
‘Hüseyin Avni Ulaş Erzurum’un medarı iftiharı'

Vedat Bilgin

Muhalefet dili olarak aydın sorunu
12 Nisan 2018 Perşembe

Türkiye’de muhalefet meselesinin ciddi bir siyasal dil oluşturamamasında aydın sorununun önemli bir yer tuttuğunun üzerinde durmaya çalışıyorum; burada özellikle muhalif bir dili geliştirmenin daha öncelikli olduğunun altını çizmek gerekir. “Bu sorunun tarihsel olarak aydın-siyaset ilişkisinin ‘devlet’ ekseninde kurulmuş olmasının önemli bir payı olduğunu ayrıca tartışmak gerekmektedir fakat öncelikle (zaman zaman bazı değişimlerin yaşandığı dönemler olsa da) siyaset-aydın arasında ilişkilerin, siyasetin etki alanında kaldığı bir durumla karşı karşıya bulunmasının tahrip edici sonuçlarının ortaya çıktığı bir süreçten geçildiğini gözlemlemek zor değildir.”

Aydın-siyaset arasındaki ilişkinin sağlıklı bir zemine dayanmasının ortaya çıkaracağı önemli neticeler bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, aydınların bir zümre olarak siyasetin zeminine sadece bilgi değil bir yorum ve derinlik kazandırma imkânıdır. Aydınların muhalif bir dil gelişimine yapacağı katkı her şeyden önce aydınların eleştirel bir yerde durmalarıyla, siyasete mesafeli olduğu kadar dışardan bakmanın rahatlığı ve kapsayıcı bakış açısıyla yaklaşabilmeleriyle mümkün olacaktır.

Aydınlar nerede duruyor?

İkinci bir husus aydınların dilinin siyaseti etkileyecek düzey ve nitelikte olması, sadece doğrudan doğruya siyasetçileri değil, eleştirel yaklaşımın toplumsal yankılarıyla, toplumsal muhalefetin de siyaset üzerindeki etkisini besleyecek kanalların açılmasını sağlayacaktır. Üçüncü bir husus ise aydınlar tarafından geliştirilecek eleştirel dil; siyaseti karşılıklı suçlayıcı, ötekileştirici, kategorik olarak düşmanlaştırıcı bir ‘küfür edebiyatına’ dönüşme eğiliminden kurtararak, siyasal mücadeleyi farklı bir üslupta daha zengin bir içerikte yapılmaya zorlayacaktır.

Bugün Türkiye’de aydınların muhalif bir dil geliştirme, eleştirel olduğu kadar siyasal yaratıcılığı olan bir söylem inşa edici bir konumdan uzak olmalarının en önemli sorunu; ilk bakışta siyasal iktidarı rahatlatıyor görünmektedir ki bunun yanıltıcı olduğunu söylemeye gerek yoktur. Zira siyasal muhalefetin eleştirel bir aydın etkisinden mahrum olması, muhalefetin dilini tahrip etmekte hızla seviye sorununa dönüştürmektedir ki bunun siyasete katkı yapma imkânını olmadığı açıktır.

Dahası eleştirel bir aydın muhalefetinden mahrum olmak, bir taraftan siyasal muhalefetin siyasal süreçlere katkı yapmasını önlerken diğer taraftan iktidarın da aydın bir kamuoyu denetiminden faydalanmasının önünü kapatarak siyasette tekdüzeleşemeye yol açmaktadır. “Burada aydın kategorisinde yer alanların, siyasal muhalefeti eleştirel bir söyleme taşımak yerine ona mahkûm olan bir yerde durması, yani siyasi muhalefetin gerisinde kalan bir konumda kalması partizanlaşması, siyasal muhalefetin diliyle, küfür edebiyatında birbirini besleyen sarmal bir söyleme sapmaları siyaset için bir çıkmaz demektir ki bu demokratik değerler açısından bir kriz belirtisidir.”

Demokrasi sorunudur!

Eleştirel söylem potansiyel olarak mevcudun dışında yeni yaklaşımlar, yeni fikirler, yeni projelere açılım anlamına gelecektir ki bu siyasal düşüncede farklılaşmanın, çoğulluğun yeni açılımlarla demokratik tartışma zemininin güçlenmesi imkânıdır.

Bu zeminden mahrum olmak, eleştirel bir tavır geliştirmek, böyle bir söylem üretmek yerine, gündelik siyasal çekişmelerin içinden muhalif bir pozisyon olarak seçtikleri siyasal muhalefetin diline hapsolmaları o çok sözü edilen ‘kutuplaşmayı’, çatışma dilini suçlayıcı, düşmanlaştırıcı üslubu beslediği kadar, tahammülsüzlüğü ve demokrasiye karşıt bir iktidar yolu arayışına kadar uzanacak bir ruh haline dönüşme eğilimine yönelmektedir.

“Bu tehlike bir tahmin değil, Türkiye’nin siyasal tarihinin bürokratik tahakküm geleneğinin potansiyel olarak demokratikleşme sürecine karşı ‘aydın/bürokrat ittifakının’ yöneldiği tavırlarla ilgilidir. Siyasetten ümidini kesmek, demokrasiye karşı bir yere sürüklenmek gibi bir tavır, ancak ‘aydınların ihaneti’ olabilir.”

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANKARA GAZETESİ
ANKARA
YAZARLAR
Markar Esayan
Markar Esayan
Türkiye dünyanın düğüm noktası…
Mehmet Metiner
Mehmet Metiner
Meclis’e giremeyince gerçeği gördüm!
Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
CHP Suriye’de ne istiyor?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aman dikkat!
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Bir hain derdest edilmiş
Münir SAATCİ
Münir SAATCİ
Bakan Albayrak ne yapmaya çalışıyor?
TWITTER'DA ANKARA GAZETESİ
FACEBOOK'TA ANKARA GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Yeni dönemde Terörle Mücadeleyi nasıl buluyorsunuz?

Kötü
Çok iyi

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri