Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor Yerel Haberler
VakıfBank olarak her zaman zirvedeyiz
VakıfBank olarak her zaman zirvedeyiz
Dinamik denetim modelinin, ilk uygulama sonuçları belli oldu
Dinamik denetim modelinin, ilk uygulama sonuçları belli oldu
Geçtiğimiz yıl 124 bin ton patates ile 220 bin ton soğan ihraç edildi
Geçtiğimiz yıl 124 bin ton patates ile 220 bin ton soğan ihraç edildi
Duruş bozuklukları birçok ağrının sebebi olabiliyor
Duruş bozuklukları birçok ağrının sebebi olabiliyor
Kadın kalbinin 7 farkı
Kadın kalbinin 7 farkı

Vedat Bilgin

2084 veya dijital tekelci sermaye diktatörlüğü
18 Ocak 2021 Pazartesi

George Orwell 1984 adlı romanında 20. yüzyılda insanoğlunu bekleyen en büyük tehlikenin ne olduğunu yazdığı için komünist çevrelerden büyük tepki çekmişti. Aslında Orwell sosyalist düşünceli bir yazardır fakat sosyalizmin Sovyet uygulamasıyla giderek diktatörlükten başka bir şey meydana getirmemesi üzerine, bilhassa da Stalin dönemiyle kanlı bir baskı rejimine dönüşmesiyle birlikte önce Troçkist sonra özgürlükçü bir anlayışta eleştirilerini sürdüren bir yazar oldu.

1984 romanı ilk defa 1949 yayınlanmıştı ve orda bir ‘distopya’ anlatılmaktadır. Olayın geçtiği ülkede, her şey Büyük Birader tarafından kontrol edilmektedir. Romanın kahramanı Winston Smith herkes gibi ülkenin her şeyini gören ‘tele ekranların’ denetimi altında yaşamaktadır fakat o bundan çok mustariptir. Evin içinde bile ‘tele ekran’ kontrolünden kaçacak bir köşeyi bulup oraya sığınarak yazması onun için nasıl bir özgürlük imkânıdır!

SERMAYENİN TEKELİ

Orwell, 1984 romanında isim vermeden, Sovyet diktatörlüğünün önce proleterya üzerinde kurulan bir baskı rejimi olduğunu, Stalin vahşetini roman kahramanın ilişkileri üzerinden anlattır fakat burada asıl problem ‘tele ekranlarla’ insan özgürlüğünü tahrip eden, insani olanı yok eden bir izleme ve denetim mekanizmasının meydana getirdiği ürkütücü durumdur.

1984 yılı gelip çattığında romanda anlatılan ürkütücü kontrol siteminin, muhtemel bir tehlike olup olmayacağı konusu çok tartışılmıştı. Orwell’in özgürlükçü eleştirilerini kavrayamayacak kadar anti-demokrat zihniyetli olan kimileri, Orwell’in kitaplarının İngiltere’de CIA bağlantılı bir yayınevi tarafından yayınlandığını iddia ederek, aklı sıra bu anti totaliter eleştiriyi etkisizleştirecek şeyler yazmaya çalışıp kendi fanatizmini dışa vuracak seviyesizliği göstermekten geri durmamıştı.

Şimdi ortada ne Stalinizm ne onun Büyük Biraderliği kalmıştır fakat Orwell’in bahsettiği kontrol ağı olan ‘tele ekranlar’ neredeyse hayatın bütün safhalarını kuşatacak kadar kapsayıcı bir hale gelmiş bulunmaktadırlar.

DİJİTAL FAŞİZM

Kısaca sosyalizmin insanları baskı altına alan diktatörlüğünün ‘tele ekran’ düzeni çökmüştür fakat kapitalist tekellerin gündelik hayatın her yerini denetim altına alacak, üstelik bundan milyarlarca dolar para kazanarak bunu yapmaya devam etmek için hiçbir kural/hukuk tanımaz halde arsızlaştığı bir iletişimsel kontrol ağı kurulmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan insanlık düşmanı bu yaklaşımı ‘Dijital faşizm’ diye eleştirince, bundan rahatsız olanlara ne demek lazımdır. Bugün, tekel konumunda olan kapitalist dijital şirketlerin, bütün yerküre üzerinde denetim kurarak çıkar sağlamak bir yana her türlü baskıyı kurma girişiminin, bireylerden uluslara kadar her düzeyde özgürlükleri tahrip etmesinin nasıl bir tehdit olduğunu fark etmek zor mudur?

Dijital kapitalizmin nasıl bir düzen istediğini son örneğinden, (onu beğenseniz de beğenmeseniz de) Trump’ın kendini ifade etme özgürlüğüne getirilen sansür üzerinden anlamak zor değildir. ABD Başkanı’na bile bunu uygulayan bir gücün, herkesi tehdit ettiğini fark etmek her şeyden önce insani bir sorumluluktur. İnsanlığın önünde 2084 var!

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ata alper 11 Mayıs 2010 Salı  13:49

bence hangi belediyeye verilse balıklama atlar. bu işte bir hata var.

Yorumu oyla      0      0  
Ankaralı 11 Mayıs 2010 Salı  13:49

Kardeşim bunların kendilerinden haberi yok. Uydur kaydır iş yapıyorlar. Siz proje soruyonuz. Hayret yani.

Yorumu oyla      0      0  
Mehmet Aydın 11 Mayıs 2010 Salı  10:53

Başkan bey Çebecide bulunan İnönü stadının durumu ne olacak. Bakanlık bu stadı belediyenize vermek istediğini, sizin ise yıkım masrafı dolayısı ile burayı almak istemediğiniz konuşuluyor. Ankara nın ortasında kullanılmayan büyük bir alan . Burası hakkında projeniz varmı. Bu sayfalardan bizi aydınlatırsanız memnun olurum.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ANKARA
YAZARLAR
Vedat Bilgin
Vedat Bilgin
Özgürleştirici siyaset: İnsan haklarını eyleme geçirmek
Ülker Piriyeva
Ülker Piriyeva
Fransa'nın dış politikası tamamen değişmeli
Mehmet Metiner
Mehmet Metiner
Koronavirüsle imtihanım...
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Kıskançlık derdinin dermanı yok…
Markar Esayan
Markar Esayan
Keşke o kadar basit ve kolay olsa…
Ardan Zentürk
Ardan Zentürk
Yunan'ı ezdirmez, İsrail'i tehdit ettirmezler…
TWITTER'DA ANKARA GAZETESİ
FACEBOOK'TA ANKARA GAZETESİ
ANKARA GAZETESİ
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Türkiye'nin aktif dış politikasını nasıl buluyorsunuz?

Doğru Buluyorum
Yanlış Buluyorum
Fikrim Yok

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Teknoloji Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Dünya Spor
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri